Mirza Esedullah Han Galib DİVANI

   
     Urdu dilinin efsanevi şairi olarak dillendirilen Mirza Esedullah Han Galip divan edebiyatının son kuşak şairlerindendir.

     ''Pek zordur her işin  âsan olması
      İnsana da nasip olmaz insan olması''

     Urdu dilini en iyi şekilde kullanan Galib, şiirlerinde müthiş bir lirizmin yanında geleneksel içerikten farklı olarak dünyevi konularında bulunduğu şiirler de yazmıştır. Söyleyiş tarzındaki farklılık, yaratıcılık ve üslubun yeniliği onu ölümsüzlüğe kavuşturan en önemli etmenlerdir.

     Bir şiirde öncelik konudadır, sonra yazım tarzında en sonda söyleyiş veye üslup güzelliğindedir. Ahenk ve ses veya ritim sonradan ilave edilendir. İşte Galib'in Divanında tüm bu unsurlar bir arada toplanıp onun sanatsal gücünün en büyük göstergesi halindedirler.
 
      ''Dinle, ey vefa malını talan eden, dinle
      Kalbin değerini kırmanın sedası nedir

      Kim o sabır ve dayanma iddiasında olan
      Aşk için sabır, sükûn, metanet lafları nedir''

     Galib hayatı boyunca sorunlar yaşamış, küçük yaşta zorla evlendirilmesi ona evlilik hayatında mutluluk getirmeyip, yaşadığı ve büyük saygı duyduğu, her biri Babür devlet kademelerinde önemli makamlara gelen atalarının yaşadığı topraklar talan edilip, İngiliz hükümeti tarafından ele geçirilmesi, onu sıkıntılara ve mutsuz olmasına neden olmuştur. Şiirlerinde bu duruma sıkça söz eden Galib yaşının ilerleyen dönemlerinde onun gibi divan edebiyatı aşıklarının olmaması ve yetişmemesi şiirlerinin anlaşılamamasına neden olmuştur. Bu durumdan şikayetçi olan şair esaslı şairlerin yetişmediğini  'Aşıkın öldüğünü' diyerek dile getirmişti.
 
      ''Aşık sızdıran aşk meyine dayanacak biri var mı?
      Durup durup seslenmekte artık saki benden sonra.''
   
      ''Kimseye bahsetme Galib, Dünyada kalmadı artık,
      Aşk sırrına dayanacak biri, kapı duvardan başka.''

      Şiirdeki başarısı zamanının tüm Hint dünyasında duyulur ve bilinirdi. Daha genç yaşta edindiği meclis deneyimleriyle bu başarısı kendi eğitimini sağlam almasını sağlamıştır. Gazelleri dillerde dolaşır, Babür devleti tarafından sayılır ve sevilirdi. Dönemin Babür sultanı Bahadur Şah Zafer'in hizmetinde bulunup şair, eğitimci ve bilim adamı olarak görev yapmıştır.

      Galib divanını okumak ise aşıkların meclisinde rask eden dilberlerle, kadehe mey dolduran sakilerle sohbet etmek misaliydi. Kendi mutsuz dünyasında gazelleriyle kendisine bir aşk bahçesi kuran Galib'in o bahçesinin bir gülüne dokunmak sanatın, yeniliğin, yaratıcılığın feyzinden pay almak hiç bir izaha gerek duymayacak kadar mest ediciydi.

       Bilinen geleneksel divan edebiyatı konularının yanında dünyevi konuları işleyen şiirlerde yazmıştır. Hafız-ı Şirazi kadar lirik olan şiirlerinde tasavvufi konuların yanında insani duygu tüm detaylarıyla yer alır.

        ''Dünya sermayesi feryattır, dünya ise bir avuç toprak
        Gökyüzü, kumru yumurtası gibi görünür bana.
   
        Yaşarken mahfilinden kaldırıp attı beni
        Şimdi öldüm, bakalım kim kaldıracak beni.''
 
        Galib'in divanı bir hazinedir, bu hazineden pay almak insanın fani bahçede bir nefeslik mutluluk almasına sebeptir.
         Boşuna şair kişi aşık olmamıştır, elbet bir sebebi vardır, isterse gönül dert dinlemeyi, gelsin kulak versin Galib aşıkının yürek yangınını.
 
 

Yorumlar